Beyza
New member
O akşam Elif'e sandıktan ve defterden söz etti.
"Dedem ailesi için çok çalışmış. Ama bazı kararları tek başına verdiği için eşini yalnız hissettirdiğini sonradan anlamış. Ben de bugünlerde sana aynı duyguyu yaşatıyor olabilir miyim diye düşündüm."
Elif onu dikkatle dinledi.
"Ben senin sorumluluk almanı istemiyor değilim," dedi. "Tam tersine, bunu önemsiyorum. Ama sorumluluk almakla her şeye tek başına karar vermek aynı şey değil."
Murat başını salladı.
"Sanırım ben bir şeyi çözdüğümde iyi bir eş olduğumu düşünüyorum. Ama senin o çözümün içinde kendine yer bulup bulamadığını her zaman sormuyorum."
Elif'in yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
"Ben de bazen anlaşılmadığımı hissettiğimde hemen savunmaya geçiyorum. O zaman senin neyi çözmeye çalıştığını görmekte zorlanıyorum."
O gece bütün sorunlarını çözmediler. Ancak ilk defa tartışmalarının altında yatan alışkanlıkları birbirlerine anlatabildiler.
Bazen aile tarihine bakmak, geçmişte kimin haklı olduğunu bulmak için değil, bugün farkında olmadan hangi davranışları tekrarladığımızı görmek için değerlidir.
5. Bölüm: Saygı, Her Konuda Aynı Düşünmek Değildir
Ertesi hafta Murat ile Elif, araba konusunu yeniden konuşmaya karar verdiler. Bu defa Murat bilgisayarını açıp bütün hesaplarını göstermekle başlamadı.
"Önce senin endişelerini dinlemek istiyorum," dedi.
Elif de daha önce yaptığı gibi yalnızca itirazlarını sıralamadı. Murat'ın neden araba değiştirmek istediğini anlamaya çalıştı.
Murat, eski arabanın sık sık arızalanmasının işine yetişmesini zorlaştırdığını, beklenmedik tamir masraflarının bütçeyi bozduğunu ve gelecek yıl daha fazla sorumluluk üstlenmeyi planladığını anlattı.
Elif ise birikimlerinin tamamına yakınının kullanılmasının kendisini neden kaygılandırdığını açıkladı. Annesine destek olabilmek, olası bir iş değişikliğinde birkaç aylık güvenceye sahip olmak ve gelecekteki masrafları önceden düşünmek istiyordu.
Bu kez birbirlerinin sözünü kesmediler.
Sonunda ortak bir karar aldılar: Önce tamir masraflarını ve farklı ulaşım seçeneklerini karşılaştıracak, ardından belirli bir miktarı acil durum birikimi olarak ayıracaklardı. Araba değiştirmeyi bütçelerine uygun bir tarihe ertelemek de seçenekler arasındaydı.
Murat'ın hesaplama becerisi işe yaramıştı. Elif'in gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçları fark etmesi de kararlarını daha sağlam hâle getirmişti.
Burada saygının önemli bir yönü ortaya çıkıyordu: Karşı tarafın fikrini dinlemek, mutlaka onun istediğini kabul etmek değildir. Bir düşünceye katılmasak bile o düşüncenin neden ortaya çıktığını anlamaya çalışabiliriz.
Saygı, eşimizin her sözünü doğru bulmak değil, onun da bizim kadar düşünmeye, seçim yapmaya ve kararları etkilemeye hakkı olduğunu kabul etmektir.
Bazen bir evlilikte iki kişi aynı hedefe farklı yollardan ulaşmak ister. Biri riskleri önceden hesaplar, diğeri insanların ihtiyaçlarını daha yakından değerlendirir. Biri hemen harekete geçmeyi sever, diğeri biraz durup düşünmeyi tercih eder.
Bu farklılıklar, taraflardan biri diğerini küçümsemediği sürece bir çatışma kaynağı olmak zorunda değildir.
Peki, sizce evlilikte önemli olan aynı fikirde olmak mı, yoksa farklı düşündüğümüzde birbirimize nasıl davrandığımız mı?
6. Bölüm: İnsanların İçinde Küçümsemek, Evde Sessizce Kırmak
Murat ile Elif'in karşısına çıkan bir başka sorun da arkadaş çevreleriyle ilgiliydi.
Bir akşam arkadaşlarıyla yemek yerken Elif, iş yerinde yaşadığı bir olayı anlattı. Bir proje için hazırladığı tasarımın son anda değiştirilmesine itiraz etmiş, ardından yöneticisiyle uzun bir görüşme yapmıştı.
Murat, ortamı neşelendirmek istediğini düşünerek araya girdi.
"Elif bir konuyu kafasına taktı mı kolay kolay bırakmaz. Bazen küçük şeyleri bile büyütüyor."
Masadakiler güldü. Murat da güldü. Ancak Elif sustu.
Eve döndüklerinde Murat bir sorun olduğunu fark etti.
"Bir şeye mi kızdın?" diye sordu.
Elif çantasını bıraktı.
"Arkadaşlarımızın yanında anlattığım şeyi küçümsediğini hissettim. Benim için önemli olan bir konuyu, sanki gereksiz yere sorun çıkarıyormuşum gibi anlattın."
Murat hemen karşılık vermek istedi. Şaka yaptığını, kimseyi kırmak istemediğini söyleyecekti. Fakat bu kez durdu.
"Ben bunu şaka olarak düşündüm. Ama seni nasıl hissettirdiğini hesaba katmadım."
Elif, "Ben de senin beni bilerek küçük düşürmeye çalıştığını düşünmüyorum. Yine de herkesin içinde böyle konuşulması beni rahatsız ediyor," dedi.
Murat özür diledi. Sonraki buluşmalarda Elif'in anlattıklarını kesip kendi yorumuyla sonuçlandırmamaya dikkat etti. Elif de rahatsız olduğu bir durumda günlerce sessiz kalmak yerine, mümkün olduğunda bunu açıkça ifade etmeye çalıştı.
Bu olay, evlilikte saygının yalnızca büyük kararlarda ortaya çıkmadığını gösterdi.
Eşimizin sözünü kesmek, onunla alay etmek, özel hayatına ilişkin ayrıntıları izni olmadan başkalarıyla paylaşmak veya herkesin içinde beceriksiz olduğunu ima etmek küçük davranışlar gibi görünebilir. Fakat tekrarlandıklarında kişinin kendisini güvende hissetmesini zorlaştırabilirler.
Özellikle mizah konusunda niyet ile etki arasındaki farkı hatırlamak gerekir. Bir sözün şaka amacıyla söylenmiş olması, karşı tarafın incinmesini önlemez. Burada önemli olan, kimin haklı olduğunu kanıtlamak değil, kırgınlığı fark edip davranışı gözden geçirmektir.
Elbette saygı, hiçbir zaman şakalaşmamak veya birbirine eleştiri yöneltmemek anlamına gelmez. Birbirini tanıyan iki insan birlikte gülebilir, fikir ayrılığı yaşayabilir ve birbirine yapıcı eleştiriler sunabilir. Ancak bu yakınlık, bir tarafın diğerini sürekli aşağılamasına gerekçe oluşturmaz.
Bir eşin yanında rahatça konuşabilmek, hata yaptığında küçük düşürülmeyeceğini bilmek ve farklı düşündüğünde cezalandırılmamak, sağlıklı bir ilişkinin önemli parçalarıdır.
7. Bölüm: Özür Dilemek Bir Evliliği Küçültmez
Bir süre sonra Murat ile Elif, tartışmalar sırasında kullandıkları dili fark etmeye başladılar.
Murat daha önce bazen "Bunu da mı düşünemedin?" veya "Ben sana söylemiştim" gibi cümleler kuruyordu. Elif ise kırıldığında "Sen zaten beni hiç anlamıyorsun" diyerek geçmişte yaşanan bütün anlaşmazlıkları aynı cümleye sığdırıyordu.
Bu sözler, o anki problemi çözmek yerine iki tarafın da kendisini savunmasına yol açıyordu.
Bir akşam evde yapılacak harcamalar hakkında tartışırken Murat yine sesini yükseltti. Elif de karşılık vermek üzereydi. Sonra ikisi de sustu.
Murat birkaç saniye düşündükten sonra konuştu.
"Şu anda seni ikna etmeye çalışıyorum ama önce ne düşündüğünü anlamam gerekiyor. Sesimi yükselttiğim için özür dilerim."
Elif de bir süre sonra, "Ben de seni dinlemeden bütün kararları tek başına vermek istediğini varsaydım. Bunu daha sakin konuşabilirdim," dedi.
Bu konuşma, her tartışmanın kusursuz bir biçimde sona erdiği anlamına gelmiyordu. Bazen hâlâ geriliyor, bazen yanlış anlıyorlardı. Fakat artık hatalarını kabul etmek, kendilerini değersiz hissettiren bir yenilgi gibi görünmüyordu.
Çünkü özür dilemek, bütün sorumluluğu üstlenmek veya her konuda karşı tarafa hak vermek değildir. Kendi davranışının sorumluluğunu almaktır.
Gerçek bir özür, yalnızca "Kusura bakma" demekle sınırlı kalmaz. Mümkün olduğunda neyin yanlış yapıldığını kabul etmeyi, karşı tarafın yaşadığı etkiyi anlamayı ve benzer bir durumun tekrarlanmaması için çaba göstermeyi de içerir.
Aynı şekilde affetmek de yaşanan her şeyi unutmak veya sınırları ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Güvenin yeniden kurulması için zaman ve tutarlı davranışlar gerekebilir.
Elif ile Murat zamanla bir tartışmayı kazanmanın, birlikte çözüm bulmaktan daha önemli olmadığını öğrendiler.
Bir evlilikte iki taraf da sürekli haklı çıkmaya çalışıyorsa, sonunda haklı olan bir kişi kalabilir ama ilişki zarar görebilir.
8. Bölüm: Saygı, Ev İşlerinde ve Günlük Sorumluluklarda da Yaşar
Elif ile Murat'ın değişimi yalnızca konuşma biçimleriyle sınırlı kalmadı. Evdeki sorumluluklarını da yeniden değerlendirdiler.
Daha önce Murat market alışverişi yaptığında kendisini ev işlerine katkıda bulunmuş sayıyor, Elif ise yemek planlamak, eksikleri fark etmek, temizlik zamanını ayarlamak ve aile ziyaretlerini düzenlemek gibi görünmeyen işleri çoğunlukla üstleniyordu.
Bir gün Elif, hafta sonu dinlenmek istediğini söylediğinde Murat şaşırmıştı.
"Zaten evde birlikte vakit geçiriyoruz. Biraz da dinleniriz," demişti.
Elif ise ona haftanın hangi günlerinde yemek düşündüğünü, hangi malzemelerin eksildiğini, evde hangi işlerin biriktiğini ve yaklaşan aile ziyaretlerini nasıl planladığını anlattı.
Murat, bunların önemli bir kısmını daha önce hiç düşünmediğini fark etti.
Sorun, Elif'in işlerin hepsini tek başına yapması değildi yalnızca. Sorun, işlerin bir bölümünün ancak Elif fark edip hatırlattığında yapılmasıydı.
Birlikte oturup ev işlerini, alışverişi ve aile sorumluluklarını paylaştırdılar. Her şeyi dakika dakika hesaplamadılar; iş yoğunluklarına, sağlıklarına ve o haftaki ihtiyaçlarına göre esnek davranmayı kararlaştırdılar.
Murat da kendi iş yükünün zaman zaman ağırlaştığını anlattı. Bazı haftalarda zihninin sürekli işte olduğunu, eve geldiğinde sessiz kalmaya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Elif bunu anlayışla karşıladı. Ancak sessiz kalma ihtiyacının, bütün ev sorumluluklarından çekilmek anlamına gelmemesi gerektiği konusunda anlaştılar.
İşte denge böyle kurulmaya başladı.
Ev içindeki emek yalnızca para kazanmakla ölçülemez. Planlama, bakım verme, duygusal destek sağlama ve günlük ihtiyaçları takip etme de zaman ve enerji gerektirir. Aynı şekilde dışarıda çalışan bir eşin yorgunluğu da göz ardı edilmemelidir.
"Dedem ailesi için çok çalışmış. Ama bazı kararları tek başına verdiği için eşini yalnız hissettirdiğini sonradan anlamış. Ben de bugünlerde sana aynı duyguyu yaşatıyor olabilir miyim diye düşündüm."
Elif onu dikkatle dinledi.
"Ben senin sorumluluk almanı istemiyor değilim," dedi. "Tam tersine, bunu önemsiyorum. Ama sorumluluk almakla her şeye tek başına karar vermek aynı şey değil."
Murat başını salladı.
"Sanırım ben bir şeyi çözdüğümde iyi bir eş olduğumu düşünüyorum. Ama senin o çözümün içinde kendine yer bulup bulamadığını her zaman sormuyorum."
Elif'in yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
"Ben de bazen anlaşılmadığımı hissettiğimde hemen savunmaya geçiyorum. O zaman senin neyi çözmeye çalıştığını görmekte zorlanıyorum."
O gece bütün sorunlarını çözmediler. Ancak ilk defa tartışmalarının altında yatan alışkanlıkları birbirlerine anlatabildiler.
Bazen aile tarihine bakmak, geçmişte kimin haklı olduğunu bulmak için değil, bugün farkında olmadan hangi davranışları tekrarladığımızı görmek için değerlidir.
5. Bölüm: Saygı, Her Konuda Aynı Düşünmek Değildir
Ertesi hafta Murat ile Elif, araba konusunu yeniden konuşmaya karar verdiler. Bu defa Murat bilgisayarını açıp bütün hesaplarını göstermekle başlamadı.
"Önce senin endişelerini dinlemek istiyorum," dedi.
Elif de daha önce yaptığı gibi yalnızca itirazlarını sıralamadı. Murat'ın neden araba değiştirmek istediğini anlamaya çalıştı.
Murat, eski arabanın sık sık arızalanmasının işine yetişmesini zorlaştırdığını, beklenmedik tamir masraflarının bütçeyi bozduğunu ve gelecek yıl daha fazla sorumluluk üstlenmeyi planladığını anlattı.
Elif ise birikimlerinin tamamına yakınının kullanılmasının kendisini neden kaygılandırdığını açıkladı. Annesine destek olabilmek, olası bir iş değişikliğinde birkaç aylık güvenceye sahip olmak ve gelecekteki masrafları önceden düşünmek istiyordu.
Bu kez birbirlerinin sözünü kesmediler.
Sonunda ortak bir karar aldılar: Önce tamir masraflarını ve farklı ulaşım seçeneklerini karşılaştıracak, ardından belirli bir miktarı acil durum birikimi olarak ayıracaklardı. Araba değiştirmeyi bütçelerine uygun bir tarihe ertelemek de seçenekler arasındaydı.
Murat'ın hesaplama becerisi işe yaramıştı. Elif'in gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçları fark etmesi de kararlarını daha sağlam hâle getirmişti.
Burada saygının önemli bir yönü ortaya çıkıyordu: Karşı tarafın fikrini dinlemek, mutlaka onun istediğini kabul etmek değildir. Bir düşünceye katılmasak bile o düşüncenin neden ortaya çıktığını anlamaya çalışabiliriz.
Saygı, eşimizin her sözünü doğru bulmak değil, onun da bizim kadar düşünmeye, seçim yapmaya ve kararları etkilemeye hakkı olduğunu kabul etmektir.
Bazen bir evlilikte iki kişi aynı hedefe farklı yollardan ulaşmak ister. Biri riskleri önceden hesaplar, diğeri insanların ihtiyaçlarını daha yakından değerlendirir. Biri hemen harekete geçmeyi sever, diğeri biraz durup düşünmeyi tercih eder.
Bu farklılıklar, taraflardan biri diğerini küçümsemediği sürece bir çatışma kaynağı olmak zorunda değildir.
Peki, sizce evlilikte önemli olan aynı fikirde olmak mı, yoksa farklı düşündüğümüzde birbirimize nasıl davrandığımız mı?
6. Bölüm: İnsanların İçinde Küçümsemek, Evde Sessizce Kırmak
Murat ile Elif'in karşısına çıkan bir başka sorun da arkadaş çevreleriyle ilgiliydi.
Bir akşam arkadaşlarıyla yemek yerken Elif, iş yerinde yaşadığı bir olayı anlattı. Bir proje için hazırladığı tasarımın son anda değiştirilmesine itiraz etmiş, ardından yöneticisiyle uzun bir görüşme yapmıştı.
Murat, ortamı neşelendirmek istediğini düşünerek araya girdi.
"Elif bir konuyu kafasına taktı mı kolay kolay bırakmaz. Bazen küçük şeyleri bile büyütüyor."
Masadakiler güldü. Murat da güldü. Ancak Elif sustu.
Eve döndüklerinde Murat bir sorun olduğunu fark etti.
"Bir şeye mi kızdın?" diye sordu.
Elif çantasını bıraktı.
"Arkadaşlarımızın yanında anlattığım şeyi küçümsediğini hissettim. Benim için önemli olan bir konuyu, sanki gereksiz yere sorun çıkarıyormuşum gibi anlattın."
Murat hemen karşılık vermek istedi. Şaka yaptığını, kimseyi kırmak istemediğini söyleyecekti. Fakat bu kez durdu.
"Ben bunu şaka olarak düşündüm. Ama seni nasıl hissettirdiğini hesaba katmadım."
Elif, "Ben de senin beni bilerek küçük düşürmeye çalıştığını düşünmüyorum. Yine de herkesin içinde böyle konuşulması beni rahatsız ediyor," dedi.
Murat özür diledi. Sonraki buluşmalarda Elif'in anlattıklarını kesip kendi yorumuyla sonuçlandırmamaya dikkat etti. Elif de rahatsız olduğu bir durumda günlerce sessiz kalmak yerine, mümkün olduğunda bunu açıkça ifade etmeye çalıştı.
Bu olay, evlilikte saygının yalnızca büyük kararlarda ortaya çıkmadığını gösterdi.
Eşimizin sözünü kesmek, onunla alay etmek, özel hayatına ilişkin ayrıntıları izni olmadan başkalarıyla paylaşmak veya herkesin içinde beceriksiz olduğunu ima etmek küçük davranışlar gibi görünebilir. Fakat tekrarlandıklarında kişinin kendisini güvende hissetmesini zorlaştırabilirler.
Özellikle mizah konusunda niyet ile etki arasındaki farkı hatırlamak gerekir. Bir sözün şaka amacıyla söylenmiş olması, karşı tarafın incinmesini önlemez. Burada önemli olan, kimin haklı olduğunu kanıtlamak değil, kırgınlığı fark edip davranışı gözden geçirmektir.
Elbette saygı, hiçbir zaman şakalaşmamak veya birbirine eleştiri yöneltmemek anlamına gelmez. Birbirini tanıyan iki insan birlikte gülebilir, fikir ayrılığı yaşayabilir ve birbirine yapıcı eleştiriler sunabilir. Ancak bu yakınlık, bir tarafın diğerini sürekli aşağılamasına gerekçe oluşturmaz.
Bir eşin yanında rahatça konuşabilmek, hata yaptığında küçük düşürülmeyeceğini bilmek ve farklı düşündüğünde cezalandırılmamak, sağlıklı bir ilişkinin önemli parçalarıdır.
7. Bölüm: Özür Dilemek Bir Evliliği Küçültmez
Bir süre sonra Murat ile Elif, tartışmalar sırasında kullandıkları dili fark etmeye başladılar.
Murat daha önce bazen "Bunu da mı düşünemedin?" veya "Ben sana söylemiştim" gibi cümleler kuruyordu. Elif ise kırıldığında "Sen zaten beni hiç anlamıyorsun" diyerek geçmişte yaşanan bütün anlaşmazlıkları aynı cümleye sığdırıyordu.
Bu sözler, o anki problemi çözmek yerine iki tarafın da kendisini savunmasına yol açıyordu.
Bir akşam evde yapılacak harcamalar hakkında tartışırken Murat yine sesini yükseltti. Elif de karşılık vermek üzereydi. Sonra ikisi de sustu.
Murat birkaç saniye düşündükten sonra konuştu.
"Şu anda seni ikna etmeye çalışıyorum ama önce ne düşündüğünü anlamam gerekiyor. Sesimi yükselttiğim için özür dilerim."
Elif de bir süre sonra, "Ben de seni dinlemeden bütün kararları tek başına vermek istediğini varsaydım. Bunu daha sakin konuşabilirdim," dedi.
Bu konuşma, her tartışmanın kusursuz bir biçimde sona erdiği anlamına gelmiyordu. Bazen hâlâ geriliyor, bazen yanlış anlıyorlardı. Fakat artık hatalarını kabul etmek, kendilerini değersiz hissettiren bir yenilgi gibi görünmüyordu.
Çünkü özür dilemek, bütün sorumluluğu üstlenmek veya her konuda karşı tarafa hak vermek değildir. Kendi davranışının sorumluluğunu almaktır.
Gerçek bir özür, yalnızca "Kusura bakma" demekle sınırlı kalmaz. Mümkün olduğunda neyin yanlış yapıldığını kabul etmeyi, karşı tarafın yaşadığı etkiyi anlamayı ve benzer bir durumun tekrarlanmaması için çaba göstermeyi de içerir.
Aynı şekilde affetmek de yaşanan her şeyi unutmak veya sınırları ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Güvenin yeniden kurulması için zaman ve tutarlı davranışlar gerekebilir.
Elif ile Murat zamanla bir tartışmayı kazanmanın, birlikte çözüm bulmaktan daha önemli olmadığını öğrendiler.
Bir evlilikte iki taraf da sürekli haklı çıkmaya çalışıyorsa, sonunda haklı olan bir kişi kalabilir ama ilişki zarar görebilir.
8. Bölüm: Saygı, Ev İşlerinde ve Günlük Sorumluluklarda da Yaşar
Elif ile Murat'ın değişimi yalnızca konuşma biçimleriyle sınırlı kalmadı. Evdeki sorumluluklarını da yeniden değerlendirdiler.
Daha önce Murat market alışverişi yaptığında kendisini ev işlerine katkıda bulunmuş sayıyor, Elif ise yemek planlamak, eksikleri fark etmek, temizlik zamanını ayarlamak ve aile ziyaretlerini düzenlemek gibi görünmeyen işleri çoğunlukla üstleniyordu.
Bir gün Elif, hafta sonu dinlenmek istediğini söylediğinde Murat şaşırmıştı.
"Zaten evde birlikte vakit geçiriyoruz. Biraz da dinleniriz," demişti.
Elif ise ona haftanın hangi günlerinde yemek düşündüğünü, hangi malzemelerin eksildiğini, evde hangi işlerin biriktiğini ve yaklaşan aile ziyaretlerini nasıl planladığını anlattı.
Murat, bunların önemli bir kısmını daha önce hiç düşünmediğini fark etti.
Sorun, Elif'in işlerin hepsini tek başına yapması değildi yalnızca. Sorun, işlerin bir bölümünün ancak Elif fark edip hatırlattığında yapılmasıydı.
Birlikte oturup ev işlerini, alışverişi ve aile sorumluluklarını paylaştırdılar. Her şeyi dakika dakika hesaplamadılar; iş yoğunluklarına, sağlıklarına ve o haftaki ihtiyaçlarına göre esnek davranmayı kararlaştırdılar.
Murat da kendi iş yükünün zaman zaman ağırlaştığını anlattı. Bazı haftalarda zihninin sürekli işte olduğunu, eve geldiğinde sessiz kalmaya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Elif bunu anlayışla karşıladı. Ancak sessiz kalma ihtiyacının, bütün ev sorumluluklarından çekilmek anlamına gelmemesi gerektiği konusunda anlaştılar.
İşte denge böyle kurulmaya başladı.
Ev içindeki emek yalnızca para kazanmakla ölçülemez. Planlama, bakım verme, duygusal destek sağlama ve günlük ihtiyaçları takip etme de zaman ve enerji gerektirir. Aynı şekilde dışarıda çalışan bir eşin yorgunluğu da göz ardı edilmemelidir.